On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi, Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi! Lâkin o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi! Nerden görecekler? Göremezlerdi tabî'î: Bir kerre, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi; Bir kerre de, ma'mûre-i dünyâ, o zamanlar, Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi. Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta; Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi! Fevzâ bütün âfâkına sarmıştı zeminin, Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, tefrika derdi.
Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz, Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi! Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma'sûm, Bir hamlede Kayserleri, Kisrâları serdi! Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi; Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi! Âlemlere rahmetti, evet, Şer'-i mübîni, Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi. Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep; Medyûn O'na cem'iyyeti, medyûn ona ferdi. Medyûndur o ma'sûma bütün bir beşeriyet... Ya Râb, bizi Mahşer'de bu ikrâr ile haşret.
Mehmet Âkif Ersoy
Hilvan, 11 Rebiülevvel 1347 |
|
(Misafir Kalem)
Oydu, beni şefkatle yürekten kucaklayan.
Yapmacıktan değilde, gerçekten sarılan.
Saçlarımı kırılmasın diye, incitmeden tarayan.
Ecel, sana doyamadan geldi aldı babam.
Dolanırdım etrafında sevgiye susadığımda.
Baktığında bana gül açılırdı sanki yanağımda.
Dağ vardı sanki arkamda, dayanıyordum korktuğumda.
Şimdi o dağ yıkıldı da yaslanamıyorum babam.
Başına gelmeyenler bilemezler bu acıyı.
Dindiremedim yüreğimdeki bu bitmez sancıyı.
Gözyaşım akmaz oldu artık, içime attım anıyı.
Bağırdım çağırdım ama duymadın ki babam.
İyilikti, sevgiydi, saygıydı bana öğrettiği
Sadece ben değildim ki sözünü dinlettiği
Kardeşlerim de hissetti bu eksikliği
Sen gittin ya bizlerde sevgin kaldı babam
Ferhat ettim dağlar, taşlar duysun diye.
Yoldum saçlarımı bir daha uzamasın diye.
Uzandım yanına, tabutuna beni de koysunlar diye.
Yeşermiş fidanların hep soldu, kurudu ya babam.
Soner ÇAMLIDAĞ |
|
(Misafir Kalem)
AYRILIK
Çiçekleri kurumuştur bir daha açmaz.
Asıktır yüzleri artık hiç gülmez.
Giden gitmiştir bir daha dönmez.
Kırılmış bir vazo gibidir ayrılık.
O bir umuttur, bağdır çözülür.
Birleşen kalpler ikiye bölünür.
Onlar diri diri mezara gömülür.
Kırılmış bir vazo gibidir ayrılık.
Nedeni vardır, sebebi hiç bitmez.
Sevenin sevgisi sonsuzdur azalmaz.
Özlem hasret dolu günleri geçmez.
Kırılmış bir vazo gibidir ayrılık.
Kanadı kırılmış artık uçamaz.
Kapatmıştır kalbini kimseye açamaz.
Susasa da sevgiye bir yudum içmez.
Kırılmış bir vazo gibidir ayrılık.
Yanar yürekleri isteseler de sönmez.
Pınar olmuştur gözyaşları dinmez.
Alınyazısı bu, kadere bir şey denmez.
Kırılmış bir vazo gibidir ayrılık.
Her şeye rağmen umudunu kesme.
Hep yolunu gözler özlemi hiç bitmez.
Ömür geçer, yıllar geçer o hiç geçmez.
Kırılmış bir vazo gibidir ayrılık.
Soner Çamlıdağ |
|
....
Görevlendirildi o arş-ı âzamdan. Tüm cihan kurtuldu, keder ile gamdan. Ya RAB dünyada görmedik Habib'ini, Ahirette ayırma bizleri ondan.
Ta ezelde nazar kılınan bir nurdu, Mevla ona sen sevgilimsin buyurdu. Âlemlere rahmet için gönderildi. Ervah kıyam etti, Arz dönmedi durdu.
Necati Demir, HARPUT, Salkaya (Hersenk) 05 Nisan 2009
|
|
....
Manas'tan tek sorumlu Şener Bulut. Bir tarafı Hoğu diğeri Pulut. Yalnız memleketimiz için değil; Oldu Türk dünyasına umut...
Keleştimur önem verir töreye, Yazı yazacak daha uzun süre... Adalet olsaydı seçimde oyu, Çift sayılırdı kilosuna göre. |
|
Bülbül gülünü arıyor, şen sesiyle ötüyor. Gül bülbülünü yitirmiş, gönül bahçesinde bekliyor. Nemlenmiş yaprakları, damla damla akıyor. Nerdesin be ey bülbül, nazlı gülün ağlıyor.
Bülbül gökyüzünde kanatlarını çırpıyor. Gülünün üstünde böcekler, arılar uçuşuyor. Yok yardım eyleyen, esen yeller de tozuyor. Yerlere düşen yapraklara karıncalar üşüşüyor.
Kumrulara sordu, gülün dediler bekliyor seni, İndi gönül bahçesine tomurcuklar açtı yeni. Kondu gülünün dalına, durdurdu esen yeli, Gül bülbülüne naz eğledi, küstü ona söz eyledi.
Bülbül dedi gülüne, geldim nazlı yarim. Ararken seni, çok perişandı hâlim.
Kokladı gülünü, dedi hep yanındayım senin,
Gül dedi bülbülüne, biricik aşkımsın sen benim.
"Gül dalında kalırsa güzeldir. Narin yaprakları dağılarak tozandır. Koparınca solarak yürekleri ezendir. İncitmeden koklayarak dostluğunu kazandır."
SONER ÇAMLIDAĞ, Antalya, 20.11.2008. |
|
Besteden güfteye-sesten söze, şarkı veya türküden, sözlerine bir yol ve bakış açısını ifade etmektedir. Son günlerin magazini "Ne demek sana dadanalı, dadanalı ne anlama geliyor?" soruları aslında önemli bir çıkış noktası yapılabilir. Toplum dibe vurma noktasına doğru gidiyor. Sağlıklı bir zemin bulunabilirse yükselişe geçilebilir. Ama süreci iyi yönetmek gerekiyor.
Söylenilen şarkıların ne anlam ifade ettiği hep dikkatimi çekmiştir. Bazı çok anlamlı sözler, musiki enstrümanların gölgesinde kaybolabilmektedir. Bunun tersi bazı bozuk ve tehlikeli sözler de beste arasında karışıp gitmektedir. Bu da fitne devrinin tehlikeli durumlarındandır. İş sadece musiki ve müzik değil çok defa önemlisi, güftedir. Şarkının sözleridir. Çok defa sözler aralarda karışmaktadır. Bu noktada çocuklarımız neler dinliyor? Sorusunu iyi cevaplamak gerekiyor. Fikir, düşünce yapısı, tutum ve davranışlarını oluşturan çoklarının dinlediği şarkı, pop, türkü sözleri neler söylüyor? Bunlar dinleyenlerin psikoloji ve hayat tarzını nasıl etkileyebilmektedir? konuları çok iyi tetkik edilmelidir.
|
|
|