Anasayfa Besteden Güfteye

Besteden Güfteye

İNCİTME PDF Yazdır e-Posta

Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin.

Yollar uzun, yollar ince
Yol kısalır aşk gelince
Yat kurban ol İsmail'ce
Bıçak senden incinmesin.

Burdayım de ararlarsa
Doğru söyle sorarlarsa
Tabutuna sararlarsa
Bayrak senden incinmesin.

İl göçsün göçtüğün vakit
Yol yansın geçtiğin vakit
Suyundan içtiğin vakit
Irmak senden incinmesin.

Toz konmasın sakın sana
Hakkı geçer halkın sana
Gücenmesin yakın sana
Uzak senden incinmesin.

Abdurrahim Karakoç

 
Yalan PDF Yazdır e-Posta
Dünya!
Güya
Kalabalıkmışsın,
Yalan!
Hiç bu kadar
Yalnız olur muydum(?)
O kadar
Kalabalık olsan! ..

Sebahat Mayda Yavuz

 
Sevgi PDF Yazdır e-Posta
Hayatı,
En ince dalından
Yakala bebeğim,
Hayatın en ince
Dalıdır sevgi,
Alçakgönüllü,
Kolay eğilen,
Ama;
Kolay kırılan...

Sebahat Mayda Yavuz

 
Affet Allah' ım! PDF Yazdır e-Posta

Misafir Kalem

Bir adam
Oturmuş,
Seyrederken denizi
Köşkün penceresinden,
Belki; şiir yazıyordu
Martılara,
Az uzağında
Çöpleri karıştırırken
Ben,

Gördüm;
Utandım
Aklımdan geçenlerden;
''Tövbe'' dedim
Affet Allah' ım;
Hem beni,
Hem o kulunu sen! ..

Sebahat Mayda Yavuz

 
EY AŞK NERDESİN!! PDF Yazdır e-Posta
Misafir Kalem

"İşte gidiyorum çeşm-i siyahım,
Önümüzde dağlar sıralansa da"
Bu türkü alır götürür beni bilmediğim diyarlara. Yüreğim büyük bir fırtınadan çıkmış kadar yorgun düşmüş yine. Aşkın ıstırabına, aşkın eziyetine katlanamamanın
mahcubiyetini yaşar kendince yüreğim yine.
"Bağladım canımı zülfün teline,
Sen beni bıraktın elin diline."
Fedakarlıklar, gözyaşları, yüreğimin onca fırtınalara göğüs germesi boşa çıkmış yine. Onca gözyaşı sevgilinin elinin tersiyle silinip atılmış. Yapılacaklar, yapılanlar...
Her şey bir anda yok olmuş.
"Sermayem derdimdir, servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da"
Dert çekildikçe anlaşılır aşkın yüceliği. Aşığın maşuğa attığı her ok can acıttıkça güle dönüşüverir ancak. Ey yürekleri yerinden oynatan aşk! İstediğin zaman vezir,
istediğin zaman rezil eden o kuvvetli duygu. Nerdesin? Sevgiye aç yüreklerin kanayan yaralarını durdur. Ey sevgili!
İnsanı; bazen kendisine bile yalan söyletecek kadar kepaze bazen de bir sihirli sözcükle pembe hayallere kaptıracak kadar riyakar yapan ey aşk! Nerdesin? Her acı çekişte, her gözyaşı döküşte yüreğimin kasılmalarına ortak olan aşk? Ey sevgili, yangınlarımı söndürecek iksirin nerede? Nerede beni hayata sıkıca bağlayacak olan aşk! Nerdesin ey aşk! Bulsana beni! Terk edilmişlerin arasındayım.
Kimsesizlik sarmış ruhumu. Yalnız, çaresiz ve en önemlisi aşksız. Atan her kalbin sensiz hayat bulamayacağını bilmiyor musun? Ey sevgili! Bilmiyor musun yüreği kasıp kavuran her fırtınanın ardından bir meltem rüzgarı gibi şefkatlice okşayan sevgiliyi? Kimi zaman uçsuz bucaksız çölleri aştıran, kimi vakit o kocaman dağları deldiren o müthiş duygu, nerdesin? Yüreğim, benliğim, her şeyim nerdesin?
Bazen her şeye boyun eğdiren, gururu ayaklar altına aldıran, varlığı, gayeyi yok eden o yüce duygu. Bahar seninle tanıştıktan sonra mı güzelleşti. Yoksa sen gelmeden önce da güzel miydi? Her şey senin varlığına mı bağlı? Farklı boyutlarda,
yaratıcının verdiği o müthiş duyguyla... Beşeri aşkı tatmadan ulaşabilir miydi acaba insanoğlu ilahi aşka? Sevme ve sevilme duygusu seninle mi anlam buldu yoksa? Benliğim, varlık sebebim, her şeyim... Nerdesin? Nerdesin?

GÜL DEMİRKIRAN

 

 
BİR GECE - Mehmet Âkif PDF Yazdır e-Posta

On dört asır evvel, yine bir böyle geceydi,
Kumdan, ayın ondördü, bir öksüz çıkıverdi!
Lâkin o ne hüsrandı ki: Hissetmedi gözler
Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabî'î:
Bir kerre, zuhûr ettiği çöl en sapa yerdi;
Bir kerre de, ma'mûre-i dünyâ, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevzâ bütün âfâkına sarmıştı zeminin,
Salgındı, bugün Şark'ı yıkan, tefrika derdi.

Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma'sûm,
Bir hamlede Kayserleri, Kisrâları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zevâl aklına gelmezdi, geberdi!
Âlemlere rahmetti, evet, Şer'-i mübîni,
Şehbâlini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sâhipse, onun vergisidir hep;
Medyûn O'na cem'iyyeti, medyûn ona ferdi.
Medyûndur o ma'sûma bütün bir beşeriyet...
Ya Râb, bizi Mahşer'de bu ikrâr ile haşret.

Mehmet Âkif Ersoy

Hilvan, 11 Rebiülevvel 1347

 
BABAM PDF Yazdır e-Posta

(Misafir Kalem)

Oydu, beni şefkatle yürekten kucaklayan.

Yapmacıktan değilde, gerçekten sarılan.

Saçlarımı kırılmasın diye, incitmeden tarayan.

Ecel, sana doyamadan geldi aldı babam.


Dolanırdım etrafında sevgiye susadığımda.

Baktığında bana gül açılırdı sanki yanağımda.

Dağ vardı sanki arkamda, dayanıyordum korktuğumda.

Şimdi o dağ yıkıldı da yaslanamıyorum babam.


Başına gelmeyenler bilemezler bu acıyı.

Dindiremedim yüreğimdeki bu bitmez sancıyı.

Gözyaşım akmaz oldu artık, içime attım anıyı.

Bağırdım çağırdım ama duymadın ki babam.


İyilikti, sevgiydi, saygıydı bana öğrettiği

Sadece ben değildim ki sözünü dinlettiği

Kardeşlerim de hissetti bu eksikliği

Sen gittin ya bizlerde sevgin kaldı babam


Ferhat ettim dağlar, taşlar duysun diye.

Yoldum saçlarımı bir daha uzamasın diye.

Uzandım yanına, tabutuna beni de koysunlar diye.

Yeşermiş fidanların hep soldu, kurudu ya babam.

Soner ÇAMLIDAĞ

 
« BaşlatÖnceki1234SonrakiSon »

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Kimler Sitede

Şu anda 25 konuk çevrimiçi

Dr. H. Emin SERT'in resmi web sitesidir.