Haberler
|
Tarihi sorumluluğumuzu yerine getirebilmek için, hayatı ve insanlığı kucaklayan projeleri uygulamaya koymak gerekiyor. Önyargılardan uzak yapılanma, sağlam bir sivil toplum kuruluşu olabilmenin de asgari gereklerindendir. İDD "Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayınız" anlayışını yaşatmayı hedeflemiştir. Gönlü zengin olanlar, kesrette vahdet anlayışıyla iletişimin gücünü kullanır ve gönüller fethetmeye çalışır. Günümüz insanı, beden güzelliği için, makyaj, zayıflama ve estetik gibi şeylere gösterdiği ilginin ne kadarını asli yönü olan ruhuna gösteriyor? İnsani Değerler Derneği, ihmal edilen insani ve sosyal değerleri, hayatımızı ve insani yönümüzü de güzelleştirme projesi olarak hayata taşımayı hedeflemektedir.
|
|
|
İNSANİ DEĞERLER DERNEĞİ 1. YÜKSEK DANIŞMA KURULU 20 ŞUBAT 2010 CUMARTESİ GÜNÜ ANKARA DEDEMANDA TOPLANDI. TOPLANTIYA ÜLKEMİZİN YETİŞTİRDİĞİ ÇOK ÖNEMLİ DEVLET ADAMLARI, SİYASETÇİLER, ÜST BÜROKRATLAR, E.GENERAL VE AMİRALLER, AKADEMİSYENLER, İŞADAMLARI, MEDYA MENSUPLARI, STK BAŞKANLARI VE KANAAT ÖNDERLERİNDEN OLUŞAN 82 KİŞİ KATILDI. TOPLANTIDA KATILIMCILARIN ÖNERİLERİ DOĞRULTUSUNDA İDD'NİN "YOL HARİTASI" BELİRLENDİ. (İDD SPONSOR avea 'YA TEŞEKKÜR EDER.) |
|
03.11.2009
İnsani Değerler Derneği'mizin 1.OLAĞAN GENEL KURULU, 31 Ekim 2009 Cumartesi Günü sat:14:00 de Milli Kütüphane Konferans Salonunda toplandı. Genel Kurula Devlet Bakanı Sayın Egemen BAĞIŞ, TBMM Başkanlarından Kurucu Üyemiz Sayın Ferruh BOZBEYLİ, TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı ve Tekirdağ Milletvekili Kurucu Üyemiz Sayın Ziyaettin AKBULUT, Ankara Milletvekili Sayın Prof.Dr. M.Said YAZICIOĞLU, BBP Genel Başkanı Sayın YALÇIN TOPÇU, DSP Genel Sekreteri Denizli Milletvekili Sayın Hasan ERÇELEBİ, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Şeref MALKOÇ, Milli Eğitim Bakanlarından Sayın Vehbi DİNÇERLER, SP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mücahit YANILMAZ, E.MilletvekiliSayın Mehmet KAHRAMAN,Gazi Üniversitesi Kurucu Rektörü Sayın Prof.Dr.Şakir AKÇA, Başbakan Başmüşaviri Sayın Prof.Dr.Emrullah İşler olmak üzere birçok değerli konuklar ile İDD 'nin değerli üyeleri katıldı. Genel Kurul Sinevizyon Gösterisi ile başladı. Kurucu Genel Başkan Mehmet BOZDEMİR açılış konusmasında "İnsani Değerler Derneği'nin kuruluş sürecini ve dünyada ve Türkiye'de sivil toplum kuruluşlarını" anlattı. Devlet Bakanı Egemen BAĞIŞ ve diğer konuk konuşmacılar İnsani Değerler Derneği'nin kurulmasının ülkemiz ve insanlık için çok önemli olduğunu ve önemli hizmetler yapacağına inandıklarını vurguladılar. Devlet Bakanı Egemen BAĞIŞ, "Kendisini Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN'ın bizzat vekalet vererek İDD Genel Kurulu'na görevlendirdiğini söyledi. Genel Başkan Mehmet BOZDEMİR, "Medeniyetler İttifakı Projesi dolayısıyla küresel boyutta insani değerlere önemli katkıları için Sayın Başbakan'a bu şilti verdiklerini" söyledi ve Sayın Bakan'a Sayın Başbakan'a vekaleten "İnsani Değerler Teşekkür Şilti"ni takdim etti. Öğleden sonra yapılan seçimlerle; Genel Başkan, Genel Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri belirlendi. Genel Yönetim Kuruluna Yurt içinde ve yurt dışında şube açma yetkisi verildi ve Geçici Yönetim Kurulu faaliyet raporu oy birliği ile ibra edildi. |
|
İDD, birlikte gerçekleştirilecek bir toplumsal dönüşüm ve değişim projesidir. Bu proje, aydın ile halkın, yönetilenle yöneticinin kucaklaştığı, toplumsal uzlaşmanın, hoşgörü ve barışın, toplumun bütün katmanlarında hissedilerek yaşanması için başlatılmış bir harekettir. Bu proje, farklı düşünenlerin, farklı inananların bir arada huzur içinde yaşayabilmelerinin büyük bir erdemlilik olduğuna inanan bir sivil toplum hareketidir. Bu hareket, toplumun karşılaştığı sorunlar ve zorluklar karşısında, insanın mesuliyet yükümlülüğü taşımasının insanlığın gereği olduğuna inanmaktadır. İDD, umudu istikbalde, istikbali kendi köklerinde gören bir anlayışı esas alan bir hareketin adıdır. İDD, kendi medeniyet havzasında yer alan üstün insani değerleri-dinamikleri günümüze taşıyan ve çağın evrensel değerleriyle bütünleştiren, bu değerleri eyleme dönüştürmeyi, hayata geçirmeyi esas alan kendine has özgün bir hareketin adıdır. İDD, sosyal, siyasal, ekonomik, eğitim ve kültür hayatımızda insani değerlerin en etkin bir şekilde yaşatılmasını ve yüceltilmesini gaye edinmiş bir sivil toplum kuruluşudur. İDD, insanı; sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel ve ahlaki bir varlık olarak gördüğü için faaliyetleri de bu manada oldukça kapsamlı olacaktır. İDD, Ülkemizin her il ve ilçesinde, hatta köylerde, yurt dışında gerekli görülecek ülkelerde en kısa zamanda şubeler ve temsilcilikler açarak örgütlenecektir Her İDD üyesi, kendisini sosyal, siyasi, ekonomik, kültürel ve ahlaki olarak bir güvence içerisinde görecektir. İDD yönetimi, üyelerinin her türlü meselesiyle çok yakından ilgilenecek, insani değerleri öncelikle dernek içerisinde tam olarak yaşatarak topluma örnek olacaktır.
http://www.okulweb.com/idd/sayfa.asp?id=311 |
|
İnsanî Değerler Derneği Yönetim Kurulu olarak birçok Bakanlık, Kamu ve Sivil Toplum Kuruluşlarını ziyaret etmekteyiz. Son olarak SAYIŞTAY Başkanımız Sayın Dr. Recai AKYEL'in kabulü ve sohbet ortamındaki atmosfer, istikbale olan inanç ve heyecanımızı çok daha fazla güçlendirdi. Kendilerine de ifade ettiğim gibi, devletimizin kırmızı plakalarının ehline teslim edilmeye başlanması, 21. yüzyılda devlet ve millet olarak yapılabileceklere giden yolun açılacağının işaretlerini vermektedir.
|
|
Değerli dostlar! Sizden aşağıdaki linki olabildiğince çok kişiye ulaştırmanızı ve alıcılara "Is Macedonia Hellenic?" sorusuna "NO" yanıtını vermelerini rica etmenizi önemle istirham ediyorum. Zira dost ve kardeş Makedon toplumu Türk halkının desteğine ihtiyaç duymaktadır. Malesef şu an itibariyle 474,747 kişi YES cevabını, 214,840 kişi de NO cevabını verdiği için oran olarak %68 YES, % 31 NO şeklinde bir tablo ortaya çıkmıştır. Bu durum duyarsızlık sebebiyleYunanistan'ın tezine hizmet etmektedir...
Lütfen bu linkdeki NO kısmını tıklayarak duyarlılığımızı ortaya koyalım!
http://www.topix.com/forum/world/macedonia/TAAAAFN23PMGMJ147
Selam ve Saygılarımla. Bilvesile Kurban Bayramınızı tebrik ederim.
Ahmet Ziya GUNDUZ Makedonya Cumhuriyeti Konya Fahri Konsolosu Yapici Is Merkezi B Blok No: 204, Selcuklu - Konya - TURKEY |
|
Salı, Nisan 28, 2009, 15:05 Bu haberin bağlı bulunduğu kategori Teknoloji Şu ana kadar bu haber için 0 tane yorum yapılmıştır.
İSAV'ın 24-26 Nisan 2009 tarihlerinde Topkapı'daki Eresin Hotelgerçekleştirdiği Çağımızın Ahlâk Bunalımı ve Çözüm Arayışları adlı sempozyumun sonuç bildirgesi açıklandı.İSAV, tarafından gerçekleştirilen toplantıda ekonomik alandaki sarsıntıların toplum hayatına etkilerinden, bilimsel alandaki genetik gelişmelere, modern inanç şekillerinin insan ruhuna etkisinden medeniyetin toplum hayatına etkilerine, dinin insan ve toplum hayatındaki rolünden sanatın bunalımdan çıkış noktasındaki rolüne dek pek çok konu tartışıldı ve yapılan tartışmalar sonucu katılımcıların ortak imzasını taşıyan şu sonuç bildirgesi yayınlandı: Çağımızın Ahlâk Bunalımı ve Çözüm Arayışları Milletlerarası Tartışmalı İlmî Toplantı 24-26 Nisan 2009 / İstanbul Topkapı-Eresin Hotel - SONUÇ BİLDİRİSİ
1970 yılında kurulan İslâmî İlimler Araştırma Vakfı (İSAV), yaklaşık 40 yıldır ülkemiz ve İslâm dünyası başta olmak üzere bütün insanlığı ilgilendiren çeşitli konu ve alanlarda yaşanan sorunların doğru bir şekilde teşhis ve tahlilini yaparak geçerli ve etkili çözümler üretmek amacıyla millî ve milletlerarası tartışmalı ilmi toplantılar düzenlemekte; bu toplantılarda sunulan bildirileri kitap halinde yayınlayarak toplumumuzun istifadesine sunmaktadır. Bu cümleden olmak üzere sadece günümüzü ve kendi toplumumuzu değil, aynı zamanda geleceğimizi ve bütün insanlığı yakından ilgilendiren hayatî bir mesele olan "ahlâk bunalımı"nın ele alındığı "Çağımızın Ahlâk Bunalımı ve Çözüm Arayışları" konulu milletlerarası tartışmalı ilmî toplantı neticesinde varılan sonuçlar ışığında, aşağıda belirtilen hususlar kamuoyunun dikkatine sunulur. 1. Fert, aile ve toplum hayatında yaşanan problemlerden küresel ısınma ve çevre sorunlarına; açlık ve yoksulluktan eğitimsizlik ve cehalete; temel hak ve hürriyetlerin ihlâlinden terörizm ve savaşlara varıncaya kadar bireysel, toplumsal ve uluslararası ölçekte karşı karşıya kalınan pekçok sorun, aslında, çağımız insanının yaşamakta olduğu "ahlâk bunalımı"nın çeşitli alanlarda ortaya çıkan yansımalarından ibarettir. 2. Genetik biliminin ulaştığı düzey birçok ahlâkî soruyu da beraberinde getirmiştir. Bunların başında insan doğasına ne kadar müdahele edilebileceği ve insan embriyosunun hangi aşamada koruma altına alınması gerektiği sorusu gelmektedir. İnsanın, kendisine bahşedilen entelektüel kapasite ve sorumlu/sınırlı özgürlük itibariyle Allah tarafından halife kılındığı kabul edilmelidir. Dolayısıyla organizmalar bu gibi yetenekleri gelişmeye başladığı andan itibaren yaşama hakkını kazanmakta; özürlü olsa bile her insan şefkat ve merhametle davranılmayı haketmektedir. 3. Gerçekten her alanda hızlı değişimlerin yaşandığı, geleneksel inanç, değer ve ilkelerin sorgulanarak yerine yenilerinin konulduğu modern çağın, insanlığı hem ahlâk tasavvuru hem de ahlâkî yaşam boyutunda bir çifte ahlâk bunalımına sürüklediği inkâr edilemez bir gerçektir. Yaşanmakta olan bu dramatik değişimlerin ortaya çıkardığı sorunlarla, geleneksel ahlâk normlarının ve geleneksel felsefi etiklerin baş edemediği de ortadadır. Bu bağlamda karşı karşıya kalınan ahlâk bunalımından sadece modernizmin sorumlu tutulamayacağı, bunda ahlâkî değerlerin "asrın idrâkine" çağın kavramlarıyla sunulamamış olmasının da payı bulunduğu gözardı edilmemelidir. 4. Çağımızın ahlâk bunalımını doğuran ve karmaşık hale getiren temel neden, iyi ve kötüden vazgeçilmesi değil, ahlâki değerlerin muhtevası boşaltılarak özünde ahlâk-dışı olan bir zeminde yeniden tanımlanmasıdır. Fiilî ve maddî şartların ahlâki değerlerden bağımsızlaştırıldığı bir zeminde yapılan ahlâk vurgusu, bizi ahlâklı olmaya değil, ahlâkçılığa götürmektedir. Bu noktada ahlâkı ahlâksızlaştıran ahlâkçılık tavrı, sadece ahlâki değerleri aşındırmakla kalmayıp, aynı zamanda insanların ahlâkî ve manevî değerler konusunda kayıtsız ve duyarsız hale gelmesine de yol açmaktadır. 5. Karşı karşıya bulunduğumuz durumu modernliğin aşılmaz çelişkileri olarak kabul ederek bunun "hak edilmemiş bir mahkûmiyet" olduğunu ileri sürmek suretiyle tarihsel bir "af" beklentisi içine girmek kadar, "modernlik bir unutuş ise modernliği de unutabiliriz" varsayımına tutunmak da mevcut ahlâk bunalımının aşılmasına yönelik girişimleri tehdit eden bir handikap olarak görülmelidir. Tam tersine ahlâk bunalımının aşılmasına yönelik çözüm arayışında, ahlâki bağların zayıflamasına yol açan nedenlerin, aynı zamanda bizzat ihtiyaç duyulan kaynakları sağlamaya muktedir olabilecek türde bir ahlâk teolojisi ve felsefesinin oluşumuna zemin kılınabileceği/kılınması gerektiği hesaba katılarak, modernliğin toptan parçalanması yerine yeniden inşa edilebilmesi bir imkân olarak değerlendirilmeli; bu noktada İslâm'ın "mekârim-i ahlâkı tamamlama" işlevi çağa yeniden sunulmalıdır. 6. Mensubu olduğumuz medeniyet/ler/in sorumluluğunu hissederek, aklı/makûlü kaybetmeden ahlâka dair düşüncelerimizi tekâmül ettirebiliriz. Bunu yaparken, elbette çağa tanıklık eden bizlerin gözlerimizi ne geçmişe çevirerek nostaljiye kapılma ne de uzaklara dikip umutsuzca ufka dalma lüksümüz vardır; aksine diyalektik bir geçirgenlikle çağı doğru okuyarak ahlâkı, ahlâkı doğru okuyarak çağı anlamaya girişme sorumluluğumuz vardır. Bu bilinçle ideallere bağlı ahlâkî ve siyasî evrensellik, bireyin ahlâkî özerkliği, ekonomik ve toplumsal adalet ve eşitlik, demokratik katılım, adalet ilkesiyle örtüşen sivil ve politik özgürlükler ile dayanışma ruhu yeniden inşaa edilebilir. 7. Yaşanmakta olan ahlâk bunalımının, din dışında/din dışlanarak oluşturulan ahlâk tasavvuru ve hayat tarzlarının kaçınılmaz sonucu olan ahlâkî relativizm, anarşizm hatta nihilizmin aşılabilmesi, ancak ahlâk ilkelerinin evrensel, ahlâkî değerlerin objektif kılınmasıyla mümkün olabilir. Değerin objektiflik imkânı ise ancak bir mutlak varlıkla yani Tanrı ile irtibatlandırılması halinde söz konusu olabilmektedir. 8. Bu bağlamda İslâm maneviyatının modern insanın varoluşsal anlam, güvenlik ve özgürlük arayışları bakımından ne vaat ettiğini en sahici anlatımlarla ortaya konulması hayatî önem kazanmaktadır. İslâm'ın insanlık için korku değil ümit kaynağı, çıkmaz değil çıkış yolu, köleleştirici değil özgürleştirici muhtevasını göstermek üzere İslâmî ahlâk ve maneviyat değerlerinin yeni bir yorumunu geliştirmek entelektüel bir görev olarak karşımızda durmaktadır. Bu entelektüel görevin üç ayağı bulunmaktadır: 1. Modernitenin insan, akıl, bilgi, eylem, inanç, özgürlük, sorumluluk gibi ahlâk alanını doğrudan ilgilendiren temel kavramlara ilişkin anlayış ve algılamalarını radikal bir eleştiriden geçirerek modern insanlık durumununun tespiti; 2. İslâm ahlâkının bu kavramlarla ilgili temel öğretisinin, modern insanlık durumunun krizini aşmayı hedefleyen yepyeni bir söylem içinde ve nazarî seviyesi yüksek bir çabayla yeniden ortaya konulması; 3. İslâm ahlâkının idealleriyle Müslüman insanın içinde bulunduğu gerçekler arasındaki mesafeyi eleştirel bir gözle değerlendirerek yeni bir Müslüman şahsiyeti inşa etme yol ve yöntemlerinin bulunması. 9. İslâm'a mensup olmayanların dahi aralarına katılmayı bir manevî seçilmişlik vesilesi olarak görecekleri hayat tarzlarıyla erdemli Müslümanların var ve görünür olmaları kaçınılmazdır. Çünkü İslâm'ın varlık gayesi ve işlevi, bizâtihî taşıdığı hakikat değerinin yanısıra ancak "mekârimü'l-ahlâk" ile donanmış erdemli Müslümanların mevcudiyetiyle gerçekleşebilir. 10. İslâm ahlâk düşüncesi modelini yeniden inşa etmenin bir diğer gerekçesi de modern zamanlara özgü problemlerin bilincinde olmamızdır. Ahlâk bakımından çözüm getirilmesi gereken gelir dağılımdaki adaletsizlik, terör, insan hakları ihlalleri, manevî değerlerin anlamını yitirmesi gibi birçok sorunun küreselleşmiş olması, çağımıza özgü bir durumdur. Bu cümleden olmak üzere İslâmî bir çevre ahlâkı modeli geliştirme ödevi ile karşı karşıya bulunan Müslüman entelektüel hem problemin mahiyetini kavrama hem de çevre ahlâkının bir ilkesi olan "gelecek nesiller karşısında sorumluluk fikri"nin İslâm ahlâkında nasıl temellendirildiğini gösterme ve tüm insanlık ailesi için anlamlı çözümler üretme yükümlülüğü altındadır. 11. Ahlâk bunalımının aşılması konusunda gerek merkezî ve mahallî yönetimlerin gerekse sivil toplum ve bireylerin sorumlulukları vardır: Bu amaca yönelik olarak acil eylem planlarının hazırlanması; erdemli hayatı önceleyen bir zihniyetle eğitim sistemin yeniden gözden geçirilmesi; sağlam ailelerin kurulması ve huzurla sürdürülmesini destekleyecek önlemlerin acilen alınması; kanaat önderlerinin irşat faaliyetlerinde en az ritüel kadar hatta ondan daha çok ahlâka vurgu yapması ve Fetva verme sorumluluğunu taşıyanların kararlarını dinin hedeflediği ahlâkî kişiliği geliştirme duyarlılığı ile bütünleşmiş küllî bir tutarlılığa göre vermesi gerektiği açıktır. 12. Diğer taraftan ahlâk bunalımının hem kronikleşmesi hem de küreselleşmesinde çok önemli rolü yahut vebali bulunan medyanın, bu bunalımı aşmaya yönelik çözüm arayışında etkin bir vasıta kılınması gerektiği açıktır. Bununla beraber medyanın kendi yapısı ve işleyişinde de çözülmesi gereken birtakım ahlâkî sorunların bulunduğu tanıklık ettiğimiz bir gerçekliktir. Açıktır ki medya etiği etrafında oluşan problemlerin çözümü, medya alanına dönük siyasal müdahale, baskı, yönlendirme ya da yaptırım ile sağlanamaz. Bu noktada en güvenilir yolun "özdenetim kurumları"nın geliştirilmesi olduğu kabul edilebilir. 13. Ahlâk bunalımının tezahür ettiği alanlardan biri de iş yahut meslek hayatıdır. Özellikle iş ahlâkı'nın "sözde kalması", hatta ahlâkîliği tartışılır amaçlara ulaşmada "bir araç olarak" görülmesi; son tahlilde kurum/kuruluş sahip ve ortaklarının "amaç ve yararları"nı önceleyen bir yaklaşım ve söylemle ele alınıyor olması yaşanan bir geçektir. İş hayatında yaşanan ahlâkî sorunların aşılması için iş ahlâkına ilişkin ders, uygulama, bilimsel çalışma ve disiplinlerarası işbirliğinin özendirilmesi; işletmeler, meslek örgütleri ve diğer kuruluşlarca "iş ahlâkı ilkeleri/yönetim programları" geliştirilmesi ve uygulanmasının teşvik edilmesi, desteklenmesi; örgütlerde, ahlâkî davranışları özendiren/pekiştiren "ödüllendirme uygulamaları"nın devreye sokulması gibi önlemler alınmalıdır. 14. Yaşanmakta olan ahlâk bunalımını aşma yolunda asla ihmal edilmemesi gereken kurumlarların en başında aile gelmektedir. Aile birliğini ve huzurunu bozacak, hele hele ayrılma ve boşanmalara yol açacak her türlü oluşumun önüne geçilmelidir. Bu bağlamda, örgün ve yaygın eğitim kurumları ile medyaya büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Evlilik dışı birlikteliğin özendirilmesi kesinlikle terkedilmalidir. Aile değerleri korumaya yönelik önlemlerin alınması, sağlıklı bir toplum yapısı ve huzur için mutlaka gereklidir. 15. İnsanın varoluşunu şekillendiren siyaset ve ahlâkın karşılıklı güveni temel alan ilişkilere dayandığı kabul edilen bir olgudur. Ne var ki modern dönemde bireylere, hak kavramı üzerinden kimlik ve otonomi kazandıran liberalizm, toplumu bu güven ilkesinden soyutlamış, dahası toplumla çatışan birey kavramlaştırılması üzerinden siyaset ile ahlâk arasındaki ilişkiyi kopararak bu ortak zemini sorunlu hale getirmiştir. Bugün siyaset ile ahlâkın bu ilişkiyi yeniden kuracak arayışlara yönelmesi gereklidir. 16. Sanat "güzel-çirkin", ahlâk "iyi-kötü" kavramlarına dayanan iki alandır. Fakat bu iki kavram çifti pratikte çoğu zaman bir birinin yerine ikame edilir. Bu durum edebiyat için de sözkonusudur ve Türk edebiyatının değişim sürecinde kendini iyice gösterir. Türk edebiyatı modernleşme olgusunu ahlâkî değişim, yeni bir ahlâk anlayışı oluşturma ve geleneksel ahlâk anlayışını eleştirme şeklinde de yansıtır. Hayatı bütün yönleriyle kuşatıp yansıtabilme imkân ve kapasitesine sahip olan edebiyat, ideal görülen ve özlenen bir ahlâkîlik zeminini gerek tema, mesaj ve tez gerekse estetik boyutlarıyla gündemde tutma, vicdan ve zihinlere kalıcı olarak taşıma imkânına bugün de sahiptir ve bu imkân mutlaka değerlendirilmelidir.
(Haber 7) |
|
Prof. Dr. Fuat Sezgin, 24 Ekim 1924'te Bitlis doğumlu İslam Bilimleri Tarihi araştırmacısı. Hayatı: 24 Ekim 1924'te Bitlis'te doğdu. 1943-1951 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Şarkiyat Enstitüsü'nde İslami Bilimler ve Orientalistik alanında öncü bir yere sahip olan Alman orientalist Hellmut Ritter (1892 - 1971)'in yanında öğrenim gördü. Hocasının, bilimlerin temelinin İslam bilimlerine dayandığını söylemesiyle bu alana yöneldi. 1954'te Arap Dili ve Edebiyatı bölümünde Buhari'nin Kaynakları adlı doktora tezini tamamladı. Bu teziyle o, hadis kaynağı olarak İslam kültüründe önemli bir yere sahip olan Buhari (810-870)'nin biraraya getirdiği hadislerde bilinegeldiğinin aksine sözlü kaynaklara değil İslam'ın erken dönemine, hatta 7. yüzyıla kadar geri giden yazılı kaynaklara dayandığı tezini ortaya attı. Bu tez Avrupa merkezli orientalist çevrelerde hala tartışılmaktadır. 1954 yılında İslam Araştırmaları Enstitüsü'nde doçent oldu. Burada Zeki Velidi Togan ile çalıştı.
27 Mayıs 1960 askeri darbesi sırasında üniversiteden uzaklaştırılan ve 147'likler diye bilinen akademisyenler arasındaydı. 1961 yılında Almanya'ya giden Fuat Sezgin Frankfurt Üniversitesi'nde önce misafir doçent olarak dersler verdi. 1965 yılında Frankfurt Üniversitesi'nde profesör oldu. Oradaki bilimsel çalışmalarının ağırlık noktası Arap-İslam kültür çevresinde tabii bilimler tarihi alanı olmuştur ve bu alanda 1965 yılında habilitasyon çalışmasını yapmıştır. Henüz İstanbul'da iken başladığı 7./14. yüzyıldan itibaren gelişen Arap-İslam edebiyatı tarihi çalışmasına (Geschichte des arabischen Schrifttums) Almanya'da da devam ederek, orientalistik çalışmaları için kaynak eser haline gelmiş ve hala aşılamamış 13 ciltlik eserinin ilk cildini 1967 son cildini ise 2000 yılında yayınladı. Geschichte des arabischen Schrifttums İslam'ın ilk döneminde uğraşılmış, dini ve tarihi edebiyattan coğrafya ve haritacılığa kadar bütün ana ve yan bilim dallarını konu edinmektedir. Prof. Sezgin Suudi Arabistan Kral Faysal Vakfı'nın İslami bilimler ödülünü 1978 yılında ilk alan kişidir. Bu ve başka desteklerle Sezgin, 1982 yılında J.W.Goethe Üniversitesi'ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü'nü ve 1983'de buranın müzesini kurdu, buranın halen direktörlüğünü yürütmektedir. Enstitüye bağlı olarak kurduğu müzede Sezgin, İslam kültür çevresinde Müslüman bilginler tarafından yapılmış aletlerin ve bilimsel araç ve gereçlerin yazılı kaynaklara dayanarak yaptırdığı numunelerini sergilemektedir. Müzede bulunan objeleri tanıtmak ve İslam kültür çevresindeki bilimsel gelişmeyi göstermek için hazırladığı Wissenschaft und Technik im Islam isimli kataloğu 2003 yılında yayınladığı. Fransızcası da yayınlanmış olan bu kataloğun Arapça, İngilizce ve Türkçesi yayınlanmak üzeredir.
Prof.Dr. Fuat Sezgin son olarak, Arap-İslam Bilimleri Enstitüsü için hazırlardığı bilimsel araç ve gereçlerin benzerlerini yaptırarak, açılışını 25 Mayıs 2008 tarihinde Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yaptığı İstanbul İslam, Bilim ve Teknoloji Müzesi'nin açılmasına önayak olmuştur.
Prof. Dr. Fuat Sezgin meslektaşı Dr. Ursula Sezgin'le evlidir ve birlikte Frankfurt'a yakın bir yerde ikamet etmektedirler. Onların kızı Hilal Sezgin, Almanya'da yaşayan bir gazeteci ve yazardır.
Ödülleri:
Kral Faysal Ödülü (1978) Frankfurt am Main Goethe Plaketi (1980) Almanya 1. Derece Federal Hizmet Madalyası (1982) Almanya Üstün Hizmet Madalyası (2001) İran İslami Bilimler Kitap Ödülü (2004) Hessen Kültür Ödülü [1][2] (2009)
Üyelikleri Arap Dili Akademisi (Kahire) Arap Dili Akademisi (Şam) Fas Kraliyet Akademisi (Rabat) Arap Dili Akademisi (Bağdat) TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) şeref üyeliği
Yayınları:
60 yılı aşkın bir süredir bilim tarihi çalışmalarını yürütmekte olan Prof Dr. Fuat Sezgin'in başyapıtı olan Geschichte des Arabischen Schrifttums (GAS) isimli 13 ciltlik eserinin işlediği konular şunlardır: Cilt 1, Leiden 1967: Kur'an bilimleri, hadis, tarih, fıkıh, kelam ve tasavvuf. (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 2, Leiden 1975: Edebiyat / Şiir (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 3, Leiden 1970: Tıp, Farmakoloji, Zooloji, Veterinerlik (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 4, Leiden 1971: Simya, Kimya, Botanik, Ziraat (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 5, Leiden 1974: Matematik (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 6, Leiden 1978: Astronomi (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 7, Leiden 1979: Astroloji, Meteoroloji ve ilgili bilimler (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 8, Leiden 1982: Leksikografi (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 9, Leiden 1984: Gramer (yaklaşık 430/1038 yılına kadar) Cilt 10, Frankfurt 2000: İslam'da matematiksel coğrafya ve haritacılık ve bu bilimlerin Avrupa'da devamı Cilt 11, Frankfurt 2000: İslam'da matematiksel coğrafya ve haritacılık ve bu bilimlerin Avrupa'da devamı Cilt 12, Frankfurt 2000: İslam'da matematiksel coğrafya ve haritacılık ve bu bilimlerin Avrupa'da devamı, haritalar, § 1984 yılından beri yayınlanmakta olan Zeitschrift für Geschichte der arabisch-islamischen Wissenschaften isimli dergi, § Fuat Sezgin'in İslam bilimler tarihinde eşsiz bir yere sahip olan bir diğer çalışması ise Coğrafya, Avrupalı seyyahların Seyahatnameleri, Matematik ve Astronomi, Tıp, Felsefe, Müzik, Nümizmatik, Tarih yazımcılığı ve bilimler tasnifi ve diğer konularda yazılmış orijinal eserlerin tıpkıbasımlarını ve bu konuda araştırmalar yapmış olan batılı bilim adamlarının çalışmalarının yeniden basımlarını içeren seriler halinde 1300 cilt civarındaki yayınları, § Enstitü Müzesi'nin objelerinin tanıtımını ve İslam kültür çevresindeki bilimsel geliştirmeyi göstermek için hazırladığı Wissenschaft und Technik im Islam (İslam'da Bilim ve Teknik) adlı katalog çalışması
Kaynak: www.birseyogren.com [1]http://www.timeturk.com/fuat-sezgin-hocadan-onurlu-davranis-71991-haberi.html * [2]Prof. Dr. Fuat Sezgin Almanya'da kendisine verilmek istenen Hessen Kültür Ödülü'nü Gazze katliamında İsrail yanlısı açıklamalarıyla tepki çeken, Alman yahudileri birliği başkanı Salomon Korn'la birlikte aynı ödülü alamayacağını gerekçe göstererek red etmiştir. |
|
İNSANİ DEĞERLER DERNEĞİ'NİN 1.OLAĞAN GENEL KURULU, 31 EKİM 2009 CUMARTESİ GÜNÜ
SAAT 14:00 DE MİLLİ KÜTÜPHANE'DE yapıldı.
İNSANİ DEĞERLER'den Bazıları:
SEVGİ, SAYGI, YARDIMLAŞMA, HOŞGÖRÜ, ŞEFKAT, MERHAMET, ADALET, SANAT, AHLAK, VEFA, İNANÇ, DÜŞÜNCE, DİN, İNSAN HAKLARI, EVRENSEL HUKUK
İNSANİ DEĞERLER DERNEĞİ, TBMM BAŞKANI KÖKSAL TOPTAN'IN KATILIMIYLA AÇILDI.
"Toplumsal uzlaşmanın ve barışın sağlanması, demokrasimizin gelişmesi; ancak, güçlü ve etkili "Sivil Toplum Kuruluşları" ile mümkün olacaktır."
|
Hayırlı bir iş yapmak istiyorsanız; haydi kitap bağışına.. Organize eden: Şefkat Yağmuru İnsani Yardım Derneği
Boyabat'da 42 yerleşim noktasına, her biri 200 adet kitap barındıran kitap stantları koymaya başladık. Amacımız: sorumluluk anlayışımız gereği; toplumda okuyan insan sayısının artışına katkıda bulunmak olarak açıklanabilir. Çünkü okuyan insan düşünür ve dolayısıyla üretken olur! Üretken insan da topluma faydalı ve kaliteli olur!
Boyabat'ta Resmi dairelerin giriş noktalarına ve halkın yoğun olarak kullandıkları lokanta, berber, market gibi benzeri yerlere Kitap stantları koymaya başladık. AL GÖTÜR; OKU GETİR! prensibi ile işleyen kitap stantlarından alınan kitaplar okunuyor ve geri getiriliyor. Fakat elimizdeki kitap sayısı yok denecek kadar az! Halkın ve özellikle de çocukların talebine cevap veremiyoruz!
Defalarca yazı yazmamıza rağmen Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı bile sadece 20'şer adet kitap göndermekle yetindiler! Yayınevleri genelde bandrollü çalıştıkları ve ekonomik olarak zorda kaldıklarını belirterek haklı olarak yeteri derecede kitap yardımı yapamıyorlar. Bu yüzden acil olarak kitaplara ihtiyaç duymaktayız!.. !
Not:Göndereceğiniz kitap bağışlarının kargo ücretinin tarafınızdan ödenmiş olması gerekmektedir. Bu konuda SÜRAT KARGO % 65 indirim uygulamaktadır. Örneğin 5 kg. lık kitap kolisini, KDV dahil, 4.43 YTL ye adresimize kadar ulaştırmaktadır. Bunun için kargo şubesine müşteri numaramızı veriniz. Müşteri no:1004103916 Göndereceğiniz Kitaplar; Hikaye, şiir, roman kişisel gelişim, genel kültür gibi kitaplardan oluşmalıdır. Ansiklopedi ve önceki yıllara ait ders kitaplarının gönderilmemesi rica olunur! Gönderi adresi: ŞEFKAT YAĞMURU İNSANİ YARDIM DERNEĞİ Kumluk Mah. Çorak Sok.. No:15 BOYABAT Tel: 0368 3154717 İrtibat tel: 0 532 6260620 e-posta:
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|
|
"Akıllı kişi, maziden ders ve ibret alır, geleceğe dönük plan ve projeksiyon yapar ve içinde bulunduğu anı değerlendirir."
MÜNÖD (Malatyalı Üniversiteli Öğrenciler Derneği) tarafından 25-26 Temmuz 2009, (Cumartesi-Pazar) günleri KENDİNİ ANLA GELECEĞİNİ PLAN 09 etkinliğinde "İnsanî ve Sosyal Gelişim Ekseninde KARİYER PLANLAMASI" konulu tebliğ sunuldu.
Organizede, Süleyman SARAÇOĞLU, Yasemin SUNGUR, Nurettin ÖZDOĞAN, Münteha MUNGAN, Şenay YAKUT, Şahin ÖZER, Onur KARADAĞ, Abdullah DİLTEMİZ ve Mehmet Akif KUM sahne aldılar. MÜNÖD'ün geleneksel olarak düzenlediği KENDİNİ ANLA GELECEĞİNİ PLANLA organizasyonu 2009 senesinde de yine dopdolu bir içerik ile üniversite öğrencilerine ve kariyerinde bir başlangıç yapmak isteyen 300 kişi ilgi ile dinleyip, sertifika almaya hak kazandı.
İLETİŞİM ve ETKİNLİK PROGRAMI:
|
|
|
|
|
|
|
Sayfa 1 > 6 |
|