Anasayfa İnsan Merkezli Yaklaşım

İnsan Merkezli Yaklaşım

Varoluşa Saygı PDF Yazdır e-Posta
Saygı, hayatın her noktasında yaşatılması gereken bir değerdir. Sokaktaki bilgeler, çok defa hakkı teslim eder. İrfan dediğimiz değer her şeye rağmen yaşayabilmektedir.
Eşit seviyede iletişim çok farklı kapılar açabilir. Bizim canlı kitapları okuma stratejimiz buna hizmet etmektedir.
Her insan hata yapabilir. Özür dilemek de bir erdemdir. Hatayı kabullenebilmek, çok büyük bir fazilettir.
Varoluş, başlı başına bir değerdir.
Saygılı olabilmek için, muhataba değer vermek gerekir. Saygı ile dinleme becerisi, birbiriyle yakın ilişkilidir.
Öğretmen-öğrenci, bazen öğretmen-insan ilişkisi şeklinde de olabilmelidir. Bu iletişim fakirliğine dönüşmemelidir.
 
Yönetim ve Organizasyonda İNSAN MERKEZLİ YAKLAŞIM PDF Yazdır e-Posta

ÖZET

Yönetim ve organizasyon, insan gruplarının bulunduğu yerlerde ciddi bir ihtiyaçtır. Bazı yönetim ve organizasyonlar, insanî değerleri dikkate almadan şekillendirilmekte, insanları duygusuz robotlar gibi kabul etmektedir. Yönetim ve organizasyonda İnsan Merkezli Yaklaşım, insanın iç enerjisini keşfederek yönetim ve organizasyona katkı sağlama süreci ile ilgilenir ve ihtiyaçları göz önünde bulundurur.

İnsan davranışlarının dinamiklerini göz önünde bulundurmayan örgütler, verimli bir açılım ve gelişim gösteremezler. İnsanı, kurum kültürüne inanmış hale getirmek, örgütsel davranışın kendiliğindenliğini kolaylaştırır.

İnsan merkezli yaklaşım; ihtiyacı, kapasiteyi, prensipleri ve rolleri göz önünde bulunduran, kapsamlı bir yaklaşım tarzıdır.

Anahtar Kelimeler: İnsan, verimlilik, ihtiyaç, yönetim, organizasyon

 
İnsan Merkezli Yaklaşım PDF Yazdır e-Posta

İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.

İnsanî değerleri ön planda tutar. Herkesin özel ve güzel olduğu kabulünden hareket eder. İnsana saygı ile yaklaşım gösterir. “İnsan araçtan daha değerlidir.”

“Biz insanların eksiklerine değil ......

Yüreklerindeki güzelliklere bakmak durumundayız”

Fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal boyutlarıyla insan bir bütündür. Bu boyutlardan sadece birinde bile dengeyi sağlayamazsa mutsuz olur... Mutsuzluğunun nedeninin de kendisini tanımamaktan kaynaklandığının farkına varmaz. İnsan, yaşamı boyunca karşısına çıkan olaylar, insanlar, koşullar sayesinde deneyimler kazanarak kendini tanıma (olgunlaşma) yolunda ilerler. Yaşlıların, "şimdi bildiklerimi keşke gençlik yıllarında bilseydim" diye yakındıklarını duyarız. Bu, onların eğer yaşamlarını yeni baştan yaşama imkanı olsaydı tercihlerini farklı şekillerde yapacaklarının göstergesidir.

Yani kendini tanımanın (olgunlaşmanın) bedeli uzun yıllar, hatta tüm bir ömürdür. Uzun ömrün bile olgunlaşmayı garantilemediği sıkça görülen bir gerçek. İnsanlar bedensel yetişkinliğe zamanla ulaşıyorlar ama ya ruhsal yetişkinliğe? Ruhsal yetişkinliğe erişmek, çaba ve gayret gerektirir. Ancak yüce ruhlu kişiler, insanî ve ruhî gelişim için çaba sarf edebilirler.

İnsan hata yapabilir. Önemli olan hataları kabullenip, ders ve ibret alabilmektir.

"Hata ve yanlışlık, ilmin, insanlığın ve sosyal hayatın gelişimine yardım eden disiplin kollarından biridir." Laboratuarlardaki deneyleri düşünelim. Birçok terkip yapılır. Çok azından istenilen netice elde edilir.

İnsanî gelişim, evrensel, insani ve ilahî direktifleri hayata tatbik etmekle mümkün olabilir. Özel bir gayret ve çaba gerektirir.

 


Kimler Sitede

Şu anda 19 konuk çevrimiçi

Dr. H. Emin SERT'in resmi web sitesidir.