Anasayfa Kalite Merkezli Yaklaşım

Kalite Merkezli Yaklaşım

Mahkeme ve Adalet PDF Yazdır e-Posta
Vatandaşlar arasında çözümlenmesi mümkün olmayan konular mahkemeye intikal eder. Mahkemeler; hangi konuda, ne kadar sürede, adaleti ne kadar tecelli ettirebilmektedir? Netice hükümler toplumdaki huzur ve mutluluğu sağlamada ne kadar etkilidir? Bu soruların cevabının bir kısmı, kanunlar ve kanunların ihtiyaç ve beklentiye uygunluğu ile yakından ilgilidir.
Daha önceki dönemlerde "cemiyet adamı kimliği" birçok hususun mahkemeye intikaline ihtiyaç olmadan çözümlenmesini sağlardı. Bu sistem devre dışı kalınca her ihtilaf mahkemeye intikal etmeye başladı. İş yükü artan mahkemeler, hem zaman hem de tetkik ve tahkik noktasında konulara derinlemesine nüfuz etmekte zorlandılar. Netice hükümler sadra şifa olmaktan ziyade ihtilafın bazen derinleşmesine bile sebebiyet vermektedir. Zira beklentisi karşılanmayan taraflar kendi usulleri ile meseleye müdahil olunca iş daha da çıkmaza gidebilmektedir.
 
Her Şeyin Bir Sebebi Vardır PDF Yazdır e-Posta
Hayatta sebepsiz bir şey yoktur. Her şeyin bir sebebi vardır. Bazen bu sebepler bilinir, bazen bilmezlikten gelinir. Bazen insan bildiği sebebi kendine bile itiraf etmekten çekinir.
İnsanın kendini tanıması, kendi ile barışık olabilmesi iç hesaplaşmanın sağlam bir çizgide devam edebilmesi ile mümkündür.
Sebepler âleminde sebeplere tevessül etmeden yol almak ve neticeye varmak çok defa mümkün değildir. Ama oyunun kurallarının haksız bir zeminde oluşturulması, "tünel açma" gibi zor bir işe girişmeyi gerektirebilir.
 
LİYAKAT SENDROMU PDF Yazdır e-Posta
Misafir Kalem
Hafızasındaki ve hayatındaki yerini arada bir hatırlasa da; -Toplum yaşantısında ve sosyal devlet anlayışında çok önemli bir kavram olsa gerek liyakat- diyordu. Özellikle devlet kurumlarındaki hizmetin icrası noktasında, işe ehil insanların iş başında olmaları günlük yaşantısını kolaylaştıracağı gibi sosyal adalet ve toplumun önünün açılması açısından oldukça hassas bir durumdu.
Kişide aradığı liyakat kriterlerinin başında; insanın şahsiyeti, iş becerisi ve idari melekelere sahip olması geliyordu. Nitekim Hz. Peygamberin bu konudaki "İşi ehline veriniz!" sözleri konunun hassasiyetini açıkça ortaya koymaktaydı.
Siyasette aranan kriterlerin en başında tercih edilen kişinin maddi ve demografik gücü ön plana çıkarken, bürokraside ise beceri ve şahsiyetten önce siyasi çevrelere ve siyasetçilere olan biyolojik, ideolojik yakınlık en belirleyici özellik olarak ön plana çıkmaktaydı.
İşte bundandır ki toplumda bir kargaşa, ortamıdır sürüp gitmektedir. Seçilenlerin seçim sırasındaki söylemleri ile seçildikten sonraki icraatlarının bir biri ile örtüşmemesinin ana nedeni "liyakat" sorunuydu. Seçim öncesi kutsadıkları halkı, seçim sonrası güruh olarak gören siyasilerin toplumun sinesine kazıdıkları bu derin tırnak izlerinin ana nedeniydi liyakat sorunu.
Devletin icra makamlarındaki insanların o makamlara layıkıyla değil de siyasi tercih ile getirilmeleri o makamları ve buna bağlı olarak ta devletin kalitesini zayıflatmaktaydı. Kalitesi zedelenmiş bir devlet ise insanlar arasında umut ve güvensizlik sorununu ortaya çıkarmaktaydı.
Bütün yol boyunca, beynini yerinden söken fikir kasırgası ile çalmıştı Yüce Meclisin kapısını. Çalıştığı iş yerinde haksızlığa karşı dik durduğu için amirleri ile ters düşen ve bu davranışından dolayı ise cezalandırılan bir Devlet Memurunun sığındığı ilk kapılardan birisi olmuştu siyaset. Hani şu seçim meydanlarında ahkâm kesen, güzel sözleri ile gönüllere taht kuran vekil vardı ya, işte ilk işi o vekille durumu paylaşmak olacaktı.
Kapı önünde karşılanacağını zannederek gittiği meclis odasında yüzüne bile bakılmamasının şokunu üzerinden atamamıştı bir süre. Henüz sözlerine yeni başlayacaktı ki; "O şahıs benim yakın akrabamdır." denilerek söyleyeceklerinin belli bir edep ve düstur çerçevesinde söylenmesi ince bir siyaset sanatı ile suratına bir şamar gibi çarpılıyordu.
Çalıştığı iş yerinde yapılan bir haksızlığa karşı çıktığı için kınama cezasına çarptırıldığını ve ardından da iş yerinin çalışma ortamına uymadığı için kitabına uydurularak yerinin değiştirildiğini anlatmaya çalışıyordu. Üstelik bütün bunları çıkmamış candan umut kesilmez edasıyla anlatıyordu vekile.
Meseleyi derinlemesine anlatma fırsatı verilmese de yüzsüzlük edip anlatmıştı sonuna kadar. Meramını anlatmayı bitirmesinin hemen akabinde telefonla şikâyetçi olunan kişi aranıyor ve mesele bir de onun ağzından dinleniyordu. Kısa bir duraksamanın ardından ise hüküm veriliyor ve haksız ilan edilerek oradan uzaklaşması kibarca isteniyordu. "Ama efendim, bizim oylarımızla geldiniz buralara!" diyerek yapılan haksızlığı, adaletsizliği anlatmaya çalıştıysa da "Ben dişlerimle, tırnaklarımla yerleri, şartları tırmalayarak buralara geldim." denilerek ağzının payı veriliyor ve oracıktan uzaklaştırılıyordu.
Bu muydu hak, bu muydu adalet? Bunları vicdan sahibi bir insan nasıl yapabilirdi? Nasıl hesap vereceklerdi zamanı gelince halka ve Hakka? Odadan çıkarken kimin vekil, kimin asil olduğu beyninde şimşekler gibi çakıyordu. Ama yapacak bir şey yoktu. Adalet dedikleri, demokrasi dedikleri bu olmalıydı her halde. Liyakat dedikleri bu olmalıydı...
Aslanlar beslenmeden kargalara yem düşmeyeceği doğanın bir kanunu değil miydi zaten. Sessizce mırıldandığı "isyanlı sükût" şiiri ile ağır ağır indiği meclis merdivenlerinden dışarıya çıkıyor ve büyük bir huşu ile terk ediyordu şehri(!)

Yürüdü kör topal çıktı şehirden
Ağzına küfürler doldu zehirden
Salladı elini, vazgeçti birden
"Oy" dedi yutkundu eğdi başını...

Hamdi ÜLKER

 

 
KALİTELİ İLETİŞİMLER ve FİKİR ÜRETİMİ PDF Yazdır e-Posta

Kaliteli iletişimler, sağlıklı çözüm ve fikir üretimine katkı sağlar. Bazı fikir ve çözümlerin açığa çıkması için o konunun iyi irdelenmesine ihtiyaç vardır. Fikirlerin açığa çıkmasına katkı sağlayanlara "canlı kitap" diyoruz. Sosyal hayat boşluk ve ihmali kabul etmez. Bu gün hafife alınan, ihmal edilen bir şey, yarın hepimizi rahatsız eden bir problem haline dönüşebilir. Her türlü vasıtayı hedefe yönelik, kaliteli şekilde kullanmak gerekir.
Kaliteli iletişim, fikir üretimine katkı sağladığı gibi, iyi geçinmeye de vesile olabilir. Dünyada her insanın bir varlık sebebi söz konusudur. Kader çizgisinin insanları farklı şekilde buluşturması da rastgele değil hedefe yöneliktir. Hayatta tesadüfe yer yoktur. Fatiha suresindeki "Rabbül alemin" sıfatı, her şeyi detayı ile görüp idare eden, yöneten, geliştiren İslam'ın Allah inancına vurgu yapar.
 
Standartlarımız ve Kaliteli Hayat PDF Yazdır e-Posta
Günlük hayatımıza sıradan bir yaklaşımın ötesinde dikkatli bir şekilde bakıp düşünecek olursak, bir çok noktada standartlarımızın oluşmadığını görürüz. Standart ile kalite arasında yakın bir ilgi vardır. Gerçi bazı sahalar standart dışı olmayı da gerektirebilir. Bu bahsimizin şimdilik dışındadır.
Mesela asansörlerimiz... Çok defa siz de fark etmişsinizdir. Hangi katta oturuyorsunuz veya o kata nasıl çıkacağız? sorusunun cevabı; 4. kat fakat siz asansörde 3. kata basacaksınız olabilir. Bu problemin arka plan ve felsefi yaklaşımı vardır. Ancak TSE'nin bu konudaki belirlediği standart nedir? Bu Türkiye'de ne kadar uygulanır veya neden uygulanmaz? sorusunun cevabını da düşünmemiz gerekmektedir. Bu örnekleri siz hayatın farklı karelerinde görebilirsiniz.
Belli standart ve ölçüsü olmayan cemiyetlerde "kaliteli hayat" yeterince yaşanamayabilir. Şirazeyi dağıtmamak ve endazeyi bozmamak gerekiyor.
 
Değer Merkezli Yaklaşım PDF Yazdır e-Posta
Kavga, insanın olumsuz tarafının bir yansıması gibidir. Ama insani değerler ulaşılması gereken bir seviyedir.
Örnek alınmaya çalışılan standartlar geliştirmeliyiz. Biz toplum olarak çok ciddi değerleri bünyemizde bulunduruyoruz. Bu değerleri hayata geçirecek köprülerin kurulması gerekmektedir.
Batı tarihi bize değer dersi verebilecek kalibrede değildir. Batının merkezi Bosna'da yaşananlar bunun ne anlama geldiğini göstermiştir.
Disiplinler arası bir yaklaşım ile ihtiyaç ve beklentileri dikkate alan çalışmalara ihtiyaç vardır.

 
Değerler Hizmeti PDF Yazdır e-Posta

Kurumların hizmet üretmelerinde değerler ön planda olmalıdır. Şahıslara göre değişen kurum yapıları, değerlerin sindirilmemiş olduğu düşüncesine götürebilir.
Yaldızlı misyon ve vizyonların uygulanması, insan kaynakları ile orantılıdır. Hak, adalet, ehliyet ve liyakat gibi değerlerin ön planda olduğu hizmet anlayışına ihtiyaç vardır.

 
İnsan Hakları ve Meşruluk PDF Yazdır e-Posta
Gayr-i ahlaki ile insan hakları farklı kavramlardır. Ahlaki değerleri dikkate almayan bir yaklaşım, insan hakları gibi bir kalkan arkasından ön plana çıkarılabilecek masumiyette değildir.
Ahlaki sapkınlık ayrı, meşru kabul etmek ayrıdır.
Hak, hukuk derken kim, neyi, kimin adına savunuyor, bunlar netleştirilmelidir.
Ahlaki ve insani değerleri dikkate almayan bir yaklaşımı, hiçbir masumiyet kalkanı koruyamaz.
 
« BaşlatÖnceki12SonrakiSon »

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Kimler Sitede

Şu anda 23 konuk çevrimiçi

Dr. H. Emin SERT'in resmi web sitesidir.