Rol Teorisi
|
"Adalet ve hakka teslimiyet anlayışı", tam teşekkül etmediğinde, "hakkı batıla karıştırma hastalığı" devreye girer. Üstün gelmek ve her şeye rağmen haklı çıkma isteği, gerçeğin örtülmesi pahasına devreye girebilir. Bu imtihan içindeki insanın zaaf noktalarından birisidir. Çünkü insan bünyesinde olumlu ve olumsuzu barındırmaktadır. Ve hakiki insanlık mücadelesi, olumsuzlukları devre dışı bırakmayı gerektirir. Menfaat ve çıkarı ön plana çıkaranlar, hak ve adalet yolundan uzaklaşmış olabilirler. İnsanlık ve dinler tarihinde de bunun örnekleri vardır. Nitekim Âli Imrân Suresi 71. ayet يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لِمَ تَلْبِسُونَ الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ "Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?" diye sorarak bu acı gerçeği ön plana çıkarmaktadır.
|
|
|
Sıradanlaşma, en önemli çağdaş problemlerdendir. Belli bir kesim; evi, işi ve sınırlı meşguliyeti arasında sıradanlaşmaya mahkum edilmiş gibidir. Bu hayat tarzı içinde, farklılıklara pek yer yoktur. Kişinin varlık sebebi ile buluşması, bu sıradanlaşma kampanasından kurtulmasını gerektirir. Herkes kendi yerini iyi doldurabilmelidir. Kendi yerini dolduramayanlar, başkalarının etki alanında varlıklarını kaybedebilirler. Her insan, özel ve güzeldir. Bu özel ve güzelliğe uygun atmosferleri oluşturmak kişinin vazifesidir.
|
|
Bakanlıklar hükümetin icra organları olarak ciddi görevler yürütmektedirler. Bu görevlerin hedefe uygun beklentileri karşılayan tarzda olabilmesi, ehliyet, liyakat ve profesyonellik ile mümkün olabilir. Bakan gözün görebilmesi için gerekli ışık ve ortam önem arz eder. Bakanın müşavirlikleri, bağlı kurumları, ihtiyaca uygun hizmet üretimini ön plana çıkarmalıdır. Makamlar ve mevkiler geçici, yapılan hizmetler kalıcıdır. Kalıcı olabilmek için bakan, gören ve yapan olabilmelidir.
|
|
Muhataba ve özellikle çocukların dünyasına girip onlara ulaşabilmek son dönemlerde zorlanılan konulardandır. Ama eğer ilgi gösterip, vakit ayırarak çocuklar ile iyi iletişim kurulabilirse onların kirlenmeyen dünyalarından öğreneceğimiz çok şeyler olduğunu görürüz. Fıtrat merkezli yaklaşım bu noktada bazı açılımları içermektedir. Dikkat edilirse çocukların resimlerinde, çiçekler, bozulmamış doğa, ağaç ve ırmaklar vardır. Bu resim gençlerin elinde, keşmekeşe dönebilmektedir. İnsanlığa katkı sağlamak istiyorsak insan tabiatına uygun bir hayat tarzını benimsemeliyiz. Kötülükler karşısında ilgisiz ve suskun kalmak etik bir tutum ve davranış değildir. Hayata dair farkındalık, maddi ve manevi anlamda derinlemesine bakış açıları ile ortaya çıkar. Büyük düşünüp küçük işlerde boğulmak verimliliğe engeldir. Baktığını görebilmek, gördüğünü doğru resmedebilmek ve bu tablo içindeki yerini belirleyerek uygun tavır alabilmek insani bir değerdir. Çocuklara ulaşıp onların eğitimde bu tabii tutumu yerleştirebilirsek her şey çok daha iyi olacaktır.
|
|
İnsan olabilmek için, bazı donanımların iyi kullanılması gerekmektedir. Konuşarak anlaşma insanın ayırt edici özelliği iken, iletişim kazaları, hem şahsî hem de sosyal hayatımızı, tehdit eder hale gelebilmektedir. Farklı kesimlerden insanların birbirini dinleyip anlamaya çalışması, toplumsal gelişim için gereklidir. Kabuğunu kırmayan hayata doğamaz. Hayata ‘at gözlüğü'nden bakanlar, gerçekleri göremez. Sosyal hadiseler, çok boyutludur. Toplumu tehdit eden hadiseleri, iyi irdelemek gerekir. Sadece polisiye tedbirler ile netice almak, mümkün olmayabilir. Çok yönlü duyarlılık zeminlerine ihtiyaç vardır. Bizim "entegrasyon stratejisi" diye bahsettiğimiz yaklaşım, herkesin katkısına açıktır. İnsanlar birbirlerini anladıklarında, daha sağlıklı bir toplum yapısı oluşabilir. Öncelikle nasıl bir hayat yaşamak istediğimize karar verip yola koyulmak gerekir.
|
|
Hayatta çok farklı rollerimiz vardır. Vazife ve rolüne uygun davrananın başı ağrımaz. Kendimize layık gördüğümüz rollere uygun davranırız. Bu gelişim ve özgüvenle direk alakalı bir durumdur. Her insan farklı durumlarda değişik roller üstlenir. Evlat, baba, öğretmen, konuşmacı, gazeteci, vatandaş, Türkiyeli, Ordulu, koca, kardeş, ağabey; her birinin davranış kalıbı diğerine göre değişiktir. Bazı roller güçlenirken, bazı roller körelebilir. Sosyal rol ve davranış, içinde yaşanılan toplumun dokusuyla yakından ilgilidir. İctimaî davranış, bireyin düşünerek ve duyarak yaptığı bir seçenek ve tercihler sistemi meydana getirmektedir. Toplumun değer yargıları ferdin davranışlarını denetleyip kontrol eden bir özelliğe sahiptir. Oluşumu kültürün etkisi altında, tarih süreci içinde şekillenen toplumsal yargılar; tutumların biçimlenmesine yol açan, duygusallık içeriği olan uyarılardır. Çevre, insanın hareketlerini kontrolde önemli bir etkiye sahiptir. Kişi, içinde bulunduğu çevrenin özelliklerini, hal tavır ve davranışlarıyla yansıtmaktadır. Bundan dolayı insana olumlu davranış kalıpları sunan toplulukta bulunmak ve iyi arkadaşlar edinmek kişilik gelişimi açısından önemlidir. Kişinin kendi kabiliyetlerini keşfetme ve ortaya koyabilmesi için bu tür olumlu ve verimli çevrelere ihtiyaç vardır. Tohumun özelliklerinin anlaşılabilmesi için, verimli toprağa ekilip, su ve benzeri gerekliliklerle beslenmesi gerektiği gibi; insanlarda gizli kabiliyetlerin açığa çıkabilmesi için de, uygun grup ve çevreler gerekmektedir. Sosyal çevrenin bir etkisi olarak insanlar kendilerini, toplumdaki başka insanlarla mukayese ederek değerlendirirler. Nitekim muhtemel muhataplarını bulan kişiler kabiliyetlerini rekabet yoluyla da açığa çıkarma fırsatını yakalayabilirler. Kabiliyetiyle alakalı hedef ve örneklere sahip olanlar kendilerini geliştirmede daha şanslı olurlar. Toplumun, ferdi bazı noktalarda dizginlediği ve onu keyfine göre hareket etmekten alıkoyduğu bir vakıadır. İnsan neyin iyi, neyin kötü olduğunu belirlerken, toplumun kendisine karşı takındığı tavırdan etkilenir. Toplumun bu kontrol ve yaptırımı ne kadar olumlu olursa; ortaya çıkacak insan ve davranış tipi de o kadar olumludur. Rolümüze uygun davranabilirsek sıkıntı çekmeyiz. Rolünüze içten inanmalısınız. Kendinize yakıştırıp layık gördüğünüz rolün hakkını verebilirseniz, yani siz rolünüze içten inanırsanız, başkaları da size inanır. İnanmadığınız bir rolü, yapmacık veya dış etkiler ile devam ettirmeniz çok güçtür. Elinize ayağınıza bulaştırabilirsiniz. |
|
Kişilik/şahsiyet, her insanın kendine özgü davranış eğilimlerinin dinamik bir bütünüdür. Ancak insan, öylesine karmaşıktır ve içindeki gerçek gizli eğilimleri günlük etkinliklerde öylesine zayıf ve seyrek görülür ki, onun bilimsel olarak anlaşılması ve davranışlarının belirleyicilerinin sadece davranışların gözleminden çıkarılması adeta imkansızdır. Toplumlaşma sayesinde fert, bir kişilik oluşturur ve belirli bir toplumda yaşamaya elverişli davranışlar kazanır. Her kişide başka insanlarla münasebet sayesinde doğan bir benlik kavramı, yani insanın kendi kişiliği hakkında bir kanaati vardır. Genel anlamıyla ahlakî davranış bu benlik ile dış dünya arasındaki münasebetin görüntülerinden ibarettir. Şahsiyetin gelişmesi, insanın kendi özünü tanımasıyla mümkündür. İçindeki vicdanının sesini şuurlu olarak tanıyan, anlayan ve kabullenip kontrol edebilen insan şahsiyet sahibi olabilir. Zihnî faaliyetler ve düşünce üstünlük kazandıkça kişiler olgunlaşır. Benlik ve kişilik kavramının oluşması, insanın toplumsal bir hayatı paylaşmasıyla yakından ilgilidir. |
|
|
|
|
|
|