Site Rengi

Dr. Hüseyin Emin SERT, İnsani ve Sosyal Gelişim Uzmanı, İNSGEM Resmi Web Sitesi

İDEAL DAVRANIŞ PRENSİPLERİ ve İLETİŞİM

  • 04 Ekim 2008

Davranışlardaki prensipler ideal boyuta

 eriştiği ölçüde, iletişim mükemmelleşir.

 

Kişi içinde bulunduğu ortam ve anı, ne kadar iyi anlamlandırabilirse, o kadar yerinde ve verimli davranışlar sergileyebilir. Nerede, nasıl davranmak gerekirse, o şekilde davranıp hareket etmek, toplam kaliteye de, olumlu yönde katkı yapacaktır.

İnsan, içinde bulunduğu durumu çok iyi anlamalı ve en iyi şekilde değerlendirmeye çalışmalıdır. Her şeyi yerinde ve zamanında yapan başarılı olur. Psikolojik yönden rahat olanın, başarısı artar. Bu da, ancak kişinin içinde bulunduğu anı, çok iyi yorumlayıp değerlendirebilecek donanıma sahip olmasıyla mümkün olabilir.

Kişi kendini ilgi, bilgi, ve olgunlukla, başarı yolunda belli bir noktaya taşımadıkça, diğer insanlarla münasebetlerinde başarılı olamaz.[1] Bir atasözünde, ‘Zamanından önce öten horozun, başı kesilir’ ifadesiyle bu duruma da işaret edilmiştir. Köşe dönmenin revaçta olduğu bir zamanda bile, unutulmamalıdır ki, asıl zenginlik servet çokluğu değil, gönül zenginliğidir. Haline şükretmeyen, malını yerinde ve zamanında doğru kullanmayan insan, zenginliğinin de sefasını süremez.

İhtiyaç halinde anahtar aramak yerine, anahtar olarak durum teorisine uygun davranabilmelidir. Nerede, nasıl hareket edeceğini bilmek, mutlu olarak yaşayabilmek için gereklidir. Bütün münasebetlerde dürüstlük, en iyi hareket tarzıdır.

Dini, ahlâki ve kültürel değerlerin güçlü olduğu, sosyal müeyyidenin işlediği toplumlarda kişinin iyi ve makbul huylar ile donanması belki kolay olabilir, ancak bunun aksi toplumlarda durum aynı değildir. Şartların menfî olanlarını müspete çevirmek için çalışmalıdır. Böyle gayret edenlerin amelini, Allah boşa çıkarmaz.

 İletişim hataları, hayatımızı derinden etkilemektedir. Sağlıklı iletişim, ilgi, bilgi ve dürüstlüğü gerektirir. İletişimde göz, başlı başına bir mesaj kaynağıdır. Bir kimse gözünüze bakıyorsa, size ilgi duyuyor demektir. Öte yandan bir kimse, gözünüzü gözünüzden kaçırmakla, sizden bir şey saklamak durumunda olduğunu ifade edebilir. Göz ilişkisi kurulduktan sonra, diğer bağlantılar daha da netleşebilir. Bir kimsenin gözbebeği, baktığı nesneye duyduğu ilgi oranında büyümektedir.[2]

Atalar, iletişim ve bakışla ilgili olarak, “Dost başa, düşman ayağa bakar” demişlerdir. Baş, özellikle çehre, insanın içinin de göstergesi olmaktadır. Ancak yerine göre, gözü bazı şeylere bakmaktan alıkoymak gerekebilir. Çünkü, göz neredeyse gönül oradadır.

“Dilini (ve gözünü) koruyan kimsenin kusurlarını, Allah örter. Öfke ve gazabına hakim olan kimseyi, Allahü Teâla azabından korur. Allah’dan özür dileyen kimsenin özrünü, Allah kabul eder.”[3]

En dolu vakit; kendimizi geliştirmeye çalıştığımız anlardır. Kitaplarla dost olmak bizi canlı ve uyanık tutar. İnsanda cehalet, öğrenme ihtiyacı durunca başlar. Hatasını kabul edip haddini bilmek, irfandandır. Hiçbir kimsenin, koyduğu kaide ve prensibi çiğneme hakkı yoktur. Bu ve benzeri prensipler hayatımızda işlerlik kazandığı ölçüde daha güzel bir iletişim ve atmosfer oluşturmamız mümkün olabilecektir.


[1] Stephen R.  Covey, The Seven Habits of Highly Effective People, Simon and Schuster, London, 1994, s. 185.

[2] Doğan Cüceloğlu, Yeniden İnsan İnsana, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1997, s. 44.

[3] Ahmet b.  Muhammed eş-Şeybanî, ez-Zühd l’ibni-Hanbel, Daru’l-Kütübi’l-Ilmiyye, Beyrut, 1398, c. 1, s. 35.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ