Site Rengi

Dr. Hüseyin Emin SERT, İnsani ve Sosyal Gelişim Uzmanı, İNSGEM Resmi Web Sitesi

DURUM TEORİSİ-II

  • 05 Ekim 2008

Zenginlik, servet çokluğu değil, gönül zenginliğidir. Haline şükretmeyen insan, zenginliğinin sefasını süremez. Hiçbir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, çünkü, geri dönmek zorunda kalabilirsin.

İhtiyaç halinde anahtar aramak yerine, anahtar olabilmelidir. Nerede nasıl hareket edeceğini bilmek, mutlu olabilmenin ve yaşamanın yarısıdır. Bütün münasebetlerde dürüstlük, en iyi hareket tarzıdır.

İslâm’ın saygı gördüğü toplumlarda kişinin iyi ve makbul huylar ile donanması belki kolay olabilir, ancak İslâm’ı sıradan bir obje olarak değerlendiren toplumlarda durum aynı şekilde olamayabilir.[1] “O gün, ne mal fayda verir ne de evlât. Ancak Allah’a kalb-i selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur).”[2] Şartların menfî olanlarını müspete çevirmek için çalışmalıdır. Böyle gayret edenlerin amelini, Allah boşa çıkarmaz.

 İletişim hataları, hayatımızı derinden etkiler. İletişimde göz, başlı başına bir mesaj kaynağıdır. Bir kimse gözünüze bakıyorsa, size ilgi duyuyor demektir. Öte yandan bir kimse, gözünüzü gözünüzden kaçırmakla, sizden bir şey saklamak durumunda olduğunu ifade edebilir. Göz ilişkisi kurulduktan sonra, diğer ilişkiler yavaş yavaş kurulabilir. Bir kimsenin gözbebeği, baktığı nesneye duyduğu ilgi oranında büyümektedir.[3] Atalar bu durumu, “Dost başa, düşman ayağa bakar” ifadesiyle dile getirmişlerdir. Ancak yerine göre, gözü bazı şeylere bakmaktan alı koymak gerekebilir. Mesela kadının güzelliklerine ve elbisesine bakmak, kalbe şehvet tohumunu ekebilir. Çünkü, göz neredeyse gönül oradadır.

“Dilini koruyan kimsenin kusurlarını Allah örter. Gazabına mâlik olan kimseyi Allaü Teâla azabından korur. Allah’dan özür dileyen kimsenin özrünü Allah kabul eder.”[4]

En dolu vakit; kendimizi geliştirmeye çalıştığımız anlardır. Kitaplarla dost olmak sizi canlı ve uyanık tutar. İnsanda cehalet, öğrenme ihtiyacı durunca başlar. Hatasını kabul edip haddini bilmek, irfandandır. Hiçbir kimsenin, koyduğu kaide ve prensibi çiğneme hakkı yoktur.

 


[1] Kesler, Muhammed Fatih, Kur’an-ı Kerim’de (Mâun ve Kevser Surelerinde) İnsan Tipleri, Ankara, 1995, s. 15.

[2] Kur’ân, Şuarâ (26): 89.

[3] Cüceloğlu, Yeniden İnsan İnsana, s. 44.

[4] Ahmet b.  Muhammed eş-Şeybanî, ez-Zühd l’ibni-Hanbel, Daru’l-Kütübi’l-Ilmiyye, Beyrut, 1398, c. 1, s. 35.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ