KÖTÜLÜĞÜ İYİLİKLE ÖNLEME PRENSİBİ-II

Öncelikle kötülüğe iyilikle karşılık vermek için kin, garaz ve öfkenin yutulması gerekmektedir.[1] Kişi bu zor gibi görünen şeyi başarabilirse; muhatabın gönlünü kazanarak toplumsal barış ve Allah’ın hoşnutluğuna erişmek gibi mükafatlar söz konusudur. “İşte onlara, sabretmelerinden ötürü, mükâfatları iki defa verilecektir. Bunlar kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da Allah rızası için harcarlar.”[2] Hataları affederek iyilikle karşılık vermek, özlenilen sıcak ortamları oluşturmada, çok verimli bir değerdir.

Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi affedip bağışlamak da kötülüğü iyilikle önleme açısından değerlendirilebilir. Kötü davranışı affetme bir iyiliktir. Afla birlikte iyilik etmekle, karşıdakinin gönlü fethedilir. Bunun pek az istisnası olabilir ki nadir, yok hükmündedir.[3] Ama kötülüğe karşı iyilik, gönlü geniş olanların üstesinden gelebileceği bir iştir. “Kim sabreder ve affederse şüphesiz bu hareketi, yapılmaya değer işlerdendir.”[4] Af ile muamele muttakilerin özelliklerindendir. “Sizin bağışlamanız ise takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın şüphesiz ki Allah, her ne yaparsanız hakkiyle görür.”[5] Eğer kişi af ile karşılık veremiyorsa, hukuk düzeninin adaletle vereceği karara saygılı olmalı, aşırıya gitmemelidir. “Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah’a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.”[6]

Kötülük yapan bazı kimselere aldırmamak gerekebilir. “Rahman kulları yeryüzünde mütevazı yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara güzel ve yumuşak söz söylerler.”[7] Nitekim güzel muamelenin tesirini şu ayet beyan etmektedir. “İyilikle kötülük bir olmaz, Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.”[8] Hilm ve hoşgörü ile, cahillerin cahilce davranışlarını affederek, kötülüklerine sabrederek onların kötülüklerini kalbine kaydetmeksizin iyiliğe döndürmeğe çalışmalıdır.[9] Eğer insanlara karşı iyi ve sevecensek, onlar da bize karşı iyi ve sevecen olma eğiliminde olacaktır.[10] Müminlerin davranış özelliklerini, Rabb’imiz şöyle ifade etmektedir. “Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var ya, ahiret yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır.”[11] Ebedi hayatı kazanmak için çalışan akıllı Müslümanlardan olmak temennisiyle…

 


[1] Öfkenin yutulması, mü’münin iman ve amelinin kalitesini ortaya koyan, ayırt edici vasıflardandır.

[2] Kur’ân, Kasas (28): 54.

[3] Suat Yıldırım, Kur’ân-ı Hakîm ve Açıklamalı Meali, İstanbul, 1998, s. 479.

[4] Kur’ân, Şûrâ (42): 43.

[5] Kur’ân, Bakara (2): 237.

[6] Kur’ân, Şûrâ (42): 40; Kur’ân, A’raf (7): 95; “Sonra kötülüğü (darlığı) değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik. ”

[7] Kur’ân, Furkân (25): 63.

[8] Kur’ân, Fussılet (41): 34.

[9] et-Taberî, Câmiu’l-Beyan, c. 24, s. 119.

[10] Chapman, Beş Sevgi Dili, s. 173.

[11] Kur’ân, Ra’d (13): 22.

Bir yanıt yazın